18. Yüzyılda Avrupa’da Türk Modası: “Turquerıe”

  • May 24, 2016

Erol Makzume

XVII. yüzyıl başından itibaren Batı’da, Doğu edebiyatı alanında ilgi artışı görülmeye başlandı. 1704’te Fransız yayımcı Antoine Galland “1001 Gece Masalları’nı Fransızcaya çevirdi. Ardından 1721 yılında yine Fransa’da, Montesquieu’nün “Acem Mektupları’nın (Lettres Persanes) yayımlanması geniş yankı uyandırdı. Bu gelişmeler ile birlikte Avrupa’da giyim, edebiyat, dekor ve müzik konularında “Turquerie” (Türköri) modası başladı. “Turquerie” sözcüğü Batı dekoruna Doğu dekorunun katılması, ya da Avrupa’da Türk ve Osmanlı tarzına özenmeden doğan Istanbul ve saray kökenli moda olarak tanımlanabilir. Bu modayı Fransa-Osmanlı ittifakından sonra, 1669 yılında Fransız Kralı XIV. Louis’in Osmanlı Sarayına gönderdiği elçiye karşılık Fransa’ya sefaret görevi ile yollanan Müteferrika Süleyman Ağa’nın başlattığı sanılıyor.

 

Resim sanatına yansımalar

Batı’lı sanatçılar bu dönemde, Osmanlı diplomat ve tüccarlardan edindikleri sınırlı bilgi ile  Avrupa’lı aristokratları, arka planda oryantal dekorlar veya kendi dekorlarını kullanarak, Osmanlı giysilerde ve Fransa’daki Türk diplomatların katıldığı törenleri tuvale aktardılar. Bu sanatçılar Doğu’ya henüz ulaşım güçlüklerinden dolayı seyahat edemediklerinden “Fransa’da Türk’leri resmeden ressamlar” (Les peintres de Turcs en France) olarak tanımlanıyorlardı.

Bu sanatçı gurubu arasında Charles Parrocel (1688-1752), Pierre-Denis Martin (1673-1742), Pierre d’Ulin (1669-1748), Nicolas Lancret (1690-1743), Carle Van Loo (1705-1765), Jean-Baptiste Le Prince (1734-1781), François Boucher (1703-1770) , Amédée Van Loo (1718-1790) gibi ünlü isimler bulunmaktaydı.

Kral Louis XV’ün metresi Madam Du Barry’nin sipariş ettiği dört “Turquerie” konulu tabloyu 1771-1772 yıllarında ressam Amédée Van Loo tamamladığında, Gobelin dokuma atölyeleri resimlerden duvar halıları üretmişti. Sabah tuvaleti, açık hava kahvaltısı, örgü atölyesi ziyareti ve sultanla birlikte kır eğlencesi konulu betimlemelerde oryantal giysiler içinde yer alan Madam du Barry, sevgilisi Kral Louis XV’in ilgisini çekmek için harem metaforunu kullanmıştı.

 

Turquerie modasına katkısı olan konular

Ticaret ilişkilerinin henüz zayıf olduğu ve Fransa ile İngiltere’nin Osmanlı İmparatorluğundan çekindiği 15. ve 16. yüzyıllarda Avrupa’daki kraliyet ve soylu aileler Doğu’yu yeterince tanımıyor, kendi dekorlarına ancak halı gibi nadir ürünler ilave ediyorlardı . Örneğin İngiltere kralı VIII Henry (1491-1547) o tarihlerde sarayında yüzlerce halı bulunmasından son derece gururluydu.

Avrupa’da yankı uyandıran gerçek “Turquerie” modası 17. yüzyılın sonundan 18. yüzyılın sonuna sürdü.  “Turquerie” modasının yayılmasına yardımcı olan kalemler arasında  lokum, nargile, çubuk, tütün, Türk hamamı , havlu/peşkir, kavuk (serpuş), Osmanlı Rumi ile nar,lale motifleri, Avrupa’lıların “sorbet” ismi verdikleri şerbet,  sofa ve divan, gümüş toka ve kemerler, takunya, “mohair” adlandırdıkları  angora yünü, minyatür portrecilik, İznik seramikleri, Osmanlı çadır köşk ve şadırvanları, Edirnekari Türk enteryörleri, oryantal çiçek motifli Bursa çatma ipek kumaşlar, ebru sanatı ve sarmalar bulunmaktadır.

İpek yolu üzerinde bulunan İstanbul’dan temin edilen kahve, çay ve baharat gibi ürünlerin de “Turquerie” modasına şüphesiz büyük katkısı olmuştur. Türk kahvesi “Café Turc” deyimi henüz kahvenin tüketilmediği Avrupa’ya Türkler tarafından tanıtıldığını göstermektedir.

 

Esseyid Ali Efendi

1797 yılında Sultan II.cü Selim tarafından Paris’e atanan ilk daimi elçimiz Esseyid ali Efendi, büyükelçiliği döneminde bu şehirde ilgi odağı olmuştu.

Başta Paris sosyetesinin ünlü kadınları olmak üzere, “Turquerie” modasını benimseyen Fransız aristokratları sultan ya da odalık kıyafetlerine bürünerek Ali Efendi’nin gittiği eğlence yerleri ve tiyatrolarda yakınında olmak, elçinin önünde boy göstermek için büyük çaba sarfettiler. Başındaki sarığın beğenilmesi ile Fransızların “türban” adını verdikleri sarığın değişik sarmalarını giyen bayanlara, Paris sokaklarında yaygın bir şekilde rastlanılır oldu, hatta bu moda ülkenin farklı bölgelerinde burjuva kadınlarca da benimsendi.

Moda konusunda en serbestili dönemlerini yaşayan Parisli Bayanlar sokaklarda ince tül bir fistan ile gezdikleri de oluyordu. Sarığı, çubuğu sempatik tutumu, yumuşak huyu ve nazik tavırları ile Osmanlı örf ve adetlerini misafirlerine en güzel şekilde sergileyen Ali Efendi, kısa zamana Parizyen hanımların gözdesi olmayı başarmıştı.  Tiyatro, bale gibi eğlence yerleri onsuz olmuyor, Paris’ten uzaklaşıp birkaç günlüğüne yazlığına gittiğinde dönüşü dört gözle bekleniyor, gazete ve sosyete dergilerinde hakkında sürekli haberler çıkıyordu. Portresinin yer aldığı ipek yelpazeler kadınlar arasında kapışılıyordu.

Avrupa’da “Turquerie” nin algılanışı

Avrupa’lı bir kısım aristokrat aileler, egzotik moda olarak tanımladıkları Osmanlı giysilere olan ilgileri, topluluklarında elit statülerini koruma ve dünyadaki yeniliklere açık olduklarını gösterme amacını da güdüyordu.  Ayrıca Osmanlı’da kadının daha güçlü olduğunu hisseden Avrupalı bayanlar kendilerini Türk giysilerinde resmettirerek eşlerinden veya sevgililerinden ilgi toplamak istiyorlardı. Bunların başını ünlü ressamlara portrelerini yaptıran Fransız Kralı Louis XV’in ve Kral Louis XVI’nin sevgilileri Madam du Barry ve Madam Pompadour çekiyordu.

Alman yazar Julia Teresa Friehs’in bir görüşüne göre Avrupa’li yazar ve düşünürler Doğu’yu, kendi halkları arasındaki sorunları yansıtmak ve çözümlemek için, bir perde olarak kullanıyorlardı.

Anlaşılıyor ki 18. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun Fransa ve diğer ülkelerde saygınlık kazandığı bir dönemde Türk kültürü, sanatı ve ürünleri Avrupa’da fenomenal bir modaya ulaşmasının sebepler arasında sadece Türkiye ve Osmanlı’ya olan merak değil ayrıca bu moda’nın halklarına getirdiği yenilik rüzgarlarıdır.

19. yüzyılın başlangıcından itibaren Doğu’ya ulaşım araçlarının her geçen gün biraz gelişmesi ve ucuzlaması ile sanatçı ve yazarlar önce kara ve deniz, daha sonra demiryolu ile Doğu’nun kapısı İstanbul ve Osmanlı topraklarına rahat ulaşmaları ile “Turquerie” yerini “Oryantalizm”e bırakmaya başladı.