II. Abdülmecid’in Yurt Dışı Resim Çalışmaları ve “Les Dents du Midi” – Abdülmecid 2’s works painted outside Turkey and “Les Dents du Midi”

  • March 27, 2011

II. Abdülmecid’in Yurt Dışı Resim Çalışmaları ve “ Les Dents du Midi” – Abdülmecid 2’s works painted outside Turkey and “Les Dents du Midi”

O.C.V. Guillonnet’nin Abdülmecit Portresi
Abdülmecid Efendinin hem kozmopolit, hem de vatanperver yönüyle Osmanlı Osmanlı-Türk kültürünün canlanmasında etkin bir ağırlığı olmuştur. 1909 yılında büyük bölümü Sanayi-i Nefise Mektebi çıkışlı sanatçılardan oluşan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, onun koruma ve desteğiyle kurulmuştu. Kendisini ve iki çocuğunu resmettiği “La Leçon d’Histoire” (Tarih Dersi) adlı eseri, 1912 yılında Çamlıca’daki köşkünde kendisini ziyaret eden Pierre Loti’nin desteği ile Champs Elysées’deki Grand Palais’de “Le Salon de Paris”de sergilenmişti. Paris’teki atölyesinde birçok ressamımıza resim eğitimi veren, dönemin Sergi Heyeti Başkanı ünlü sanatçı Fernand Cormon Şehzade’nin eserindeki değeri görmüş, eserin sergiye girmesini sağlamıştı. Abdülmecid 1918 yılında başka bir eseriyle Viyana sergisine katılmış, ama ne Paris ne de Viyana’daki sergilerde doğrudan bulunamamıştı.

Abdülmecid’in “La Leçon d’Histoire” tablosu
1922 yılında Saltanatın kaldırılışı ile Sultan Vahideddin’in yerine 18 Kasım 1922’de Büyük Millet Meclisince Halifeliğe getirilen Velîahd Şehzade II. Abdülmecid, 3 Mart 1924’te Hilâfetin de kaldırılması ile hanedanın öbür üyeleri gibi 56 yaşında yurt dışına çıkmak zorunda kaldı ve oğlu Ömer Faruk, kızı Dürrüşehvar, iki eşi, doktoru ve güvendiği birkaç adamı ile birlikte, 5 Mart’ 1924’ te, Dolmabahçe Sarayından ayrılarak yıllardır gezmeyi düşlediği, ancak gözaltında tutulduğu için çocukluğundan beri gidemediği Avrupa’ya, toprağından koparılmış olarak gitmek üzere yanındakilerle birlikte Simplon-Orient Express’e bindi. Montreux yakınındaki Territet kıyı kasabasında 1887 yılında yapılmış olan ve kısaca “Grand Hôtel” (Büyük Otel) olarak anılan Grand Hôtel des Alpes’e indi. 1890 yılında Feriköy’de bir bira işletmesi kuran İsviçreli Bomonti ailesi onları ilk karşılayan dostlar arasındaydılar. İlk günler otel yatağını çok yumuşak bulan Halifenin rahat edebilmesi için yatağına uzun tahtalar yerleştirildi. Yerleştiği hafta, oteli Avrupa basını doldurdu. 11 Mart günü İslam dünyasına yazılı bir bildiri yayımlayarak Halifeliğin kaldırılışının yanlış bir karar olduğunu, “Hilafetin kaldırılışını, kendisinin görevden alınışını yanlış ve geçersiz” saydığını belirtti.

15 Mart 1924 L’Illustration dergisi kapağında Halife Abdülmecid Grand Hotel terasında

Grand Hotel terasında Abdülmecid oğlu ve kızı ile
İşviçre Rivyerası olarak bilinen bölgenin yumuşak havası, dünyaca ünlü bir dinlenme yöresi olması, Halife’ye burasını daha önce tanıyan oğlu Ömer Faruk tarafından tavsiye edilmişti. Montreux tepelerinde füniküler demiryolu bağlantılı “Park-Hôtel Glion ve “Grand-Hôtel de Caux” gibi lüks otel ve sanatoryumlar da bulunuyordu. Bölgede çok sayıda kraliyet ailesi üyesi, soylular, siyasetçiler, sanatçılar ve filozoflar dinlenme fırsatı bulmadaydı. Avusturya İmparatoriçesi Elisabeth (Sissi), Pyotr Ilyich Tchaikovsky, Leo Tolstoy gibi adlar, Grand Hôtel’de konaklayan ünlülerden yalnızca birkaçıdır. İsmet İnönü’nün aralarında yer aldığı Türk heyeti de Mussolini, Poincaré ve Lord Curzon ile ön görüşmeler yapmak üzere 19 Kasım 1922’de başlayan Lozan görüşmeleri öncesinde bu otelde kalmıştı.

Grand Hotel des Alpes’in 1900 başında görünümü
Grand Hôtel des Alpes’in, Léman Gölüne bakan göz kamaştırıcı bir manzarası bulunmaktadır. Otelin terasında ya da yatak odasında boş zamanlarını değerlendiren, doğa dostu, sanatçı ruhlu Şehzade, yılların resim birikimi ile Léman Gölü ile arkada Valais kantonunda, Chablais Alp’lerinde “Les Dents du Midi” tepelerini ve iki yandaki tepeleri bütün inceliği ile resmettiği görülüyor. Yedi tepeden, yaygın deyişle yedi “diş”ten oluşan bu dağ zincirinin 3257 metredeki en yüksek tepesi dağcılar için tırmanış hedefidir.

Halife Abdülmecid’in “Les Dents du Midi” tablosu.
Tablonun ön tarafında, kıyıya bitişik bir küçük ada üzerine kurulmuş, tarihî Chillon Şatosunun (Chateau de Chillon) kuleleri görünmektedir. Bin yıla yakın bir geçmişi olan bu şato Jean-Jacques Rousseau’dan Victor Hugo ve Lord Byron’a, Eugène Delacroix’dan Gustave Courbet’ye ve daha birçok ünlü yazara, sanatçıya esin kaynağı olmuş, günümüzde de çok sayıda turistin ziyaret ettiği bir yerdir. 1870’li yıllarda ünlü ressam Gustave Courbet “Les Dents du Midi” yi şatoyu ön plana alarak defalarca görüntülemişti.

Gustave Courbet’nin Chateau de Chillon ve Les Dents du Midi betimlemesi

Grand Hotel, Chateau de Chillon ve Dents du Midi’yi gösteren dönemin posteri
Ayrıca 1905 tarihli bir reklam afişinde de “Grand Hôtel” ile birlikte Chateau de Chillon ve “ Dents du Midi” dağ zinciri tablonun bu otel’de yapıldığının kanıtı olacak bir biçimde görüntülenmiştir. “Abdul Medjid II – Calife” baskılı kartvizit’e fransızca “En samimi dileklerim ve en minettar duygularımla“ sözlerini kendi el yazısı ile yazarak tablonun arkasına iliştiren Abdülmecid,, çalışmasını büyük ihtimalle Territet yada Montreux yetkililerinden birine armağan etmişti. Tarih yazılmamış olmakla birlikte peyzaj 1924 yılının Nisan-Ekim ayları arasında yapılmış olacaktır.

Abdülmecid’in “Les Dents du Midi” tablosunun arkasındaki kartviziti
İsviçre’de kaldığı yedi ay içinde, bir yandan Hilafet’in kadırılışının yoğun güncelliği ile uğraşırken ve Hilafet ile ilgili “Yeşil Kitab”ı hazırlarken resimlediği “Les Dents du Midi” peyzaj’ı kendisini bu güç ve sancılı günlerde bir az olsun sıkıntılarından arındırmış olmalıdır. Bugün kiralık apartımanlara dönüştürülen, dönemin görkemli otelinde yedi ay konaklayan, Abdülmecid’in bu eseri, belki de yaşamının en sıkıntılı döneminde ortaya koyduğu bir çalışma olarak anılarda kalacaktır.
Otelde harcamaların yüksek oluşu ve konakladıkları ilk ay sonunda maddî sıkıntıların başlaması üzerine Abdülmecid, mihmandarı Salih Keramet Nigâr’ı İslam büyükelçilerinden yardım istemek üzere Fransa’ya ve İngiltere’ye gönderir ve uzun çabalardan sonra, Haziran ayı sonlarında, dünyanın sayılı zenginlerinden, sonraki yıllarda Dürrüşehvar Sultanın kayın pederi olan Haydarabad Nizamı (Asaf VII. Jah) tarafından kendisine aylık 300 sterlin maaş bağlanır. Buna rağmen başta otel masraflarının yüksekliği, Abdülmecid Efendinin otel yaşamından sıkılmaya başlaması ve Léman Gölünün nem oranının sağlığına iyi gelmemesi dolayısıyle, Fransa’da Nice şehrini seçer ve 7 Ekim 1924 tarihinde kentin seçkin tabakasının oturduğu Cimiez semtine yerleşti, orada şehri değişik noktalardan tuvale aktardı.

Abdülmecid’in “Un Coin du Marché de Nice” tablosu
19 Haziran 1944’te Paris’te vefatına kadar olan süreçte Abdülmecid Nice ve Paris’te resim çalışmalarını sürdürdü, Fransa’da muhtelif sergilere şahsen katıldı. Nice Masséna Müzesinde otoportesi bulunmaktadır. 1939 yılında “Un Coin du Marché de Nice” (Nice Çarşısından bir Köşe) adlı eseri ile Paris salonuna katıldı. Aynı sergide, sergi komitesi ve büyük jüri heyeti üyesi de olan Fransız sanatçı O.D.V. Guillonnet (1872-1967)’in Abdülmecid portresi büyük ilgi uyandırmıştı.